15 Aralık 2008 Pazartesi

En Sevdiğim Çiçekler ve Büyükbabacığım.


Resmen ruhumu dinlendiriyor bu çiçeklerin kokusu. Öyle güzel, öyle duru öyle taze kokuyor ki kokusunu duyan kişiyi etkisi altına almaması imkansız. Nergis'ten bahsediyorum, bazıları Fulya da diyor. Kasım ayında başlar köşe başlarında çiçekçilerde boy göstermeye şubat sonuna kadar da devam eder varlığı.

Benim için ayrıca bir özelliği var bu çiçeklerin. Canım büyükbabacığım nur içinde yatsın her kasım şenlendirirdi evimizi bu çiçeklerle... Şimdi kokusunu içime çektikçe bu çiçeklerin, yad ediyorum ruhunu. Bir demet iş yerindeki masasına, bir demet anneanneme bir demet de bana alırdı sevdiğimi bildiğinden.

Öğle yemeğinden dönerken köşe başında önce kokularını duydum, sonra büyükbabamı andım sevgiyle ve bir demet aldım bu güzel çiçeklerden, şimdi odamın önünden geçen herkes içeri giriyor kokunun nerden geldiğini anlamak için.

Seni dualarımda hiç unutmadım büyükbabacığım belki biliyorsun kimbilir, ama her kasım geldiğinde seni ne kadar çok özlediğimi daha çok anlıyorum. Şimdi bu güzel çiçekleri koklayıp senin o güzel yanaklarından öptüğüm ve kokunu içime çektiğim günlerin hayaliyle idare etmeye çalışıyorum. Seni çok özledim...

12 Aralık 2008 Cuma

Müzikle İşkence!


Haberlerde ilk dinlediğimde inanamamıştım, müzikle işkencemi olur yaw diye düşündüm ne olduğunu anlamak için biraz araştırma yaptım, gerçekmiş. Müzikle de eziyet oluyormuş, CIA'in yaptığı açıklamaya göre özellikle Guantanamo ve Irak'ta Amerikan askerlerinin sıkça kullandıkları bir yöntemmiş.

Terrör suçlusu oldukları düşünülen şüpheliler üzerinde uygulanan bu yöntem akıl almaz gerçekten. Guantanamo'da yargılanmadan mahkum edilen 'suçlulardan' biri olan Ruha Ahmed yaşadıklarını şöyle anlatmış: "Ellerimiz ve ayaklarımız birbirine bağlı şekilde yerde neredeyse yapıştırılmış gibi oturtuluyoruz. Gözlerimiz bağlanıyor. Bizi iki gün boyunca böyle acı içinde oturttuktan sonra sonuç alamayınca yüksek sesle müzikler dinlettirmeye başladılar. Sessizlik içindeyken, aklınızı başka bie şeye yoğunlaştırıp acıyı unutabiliyorsunuz, güzel şeyler düşleyerek oradan uzaklaşabiliyorsunuz. Ama kulaklarınızda tırmalayıcı bir şekilde yankılanan Born in the USA şarkısını dinlemek zorunda kalınca acı da artıyor."

İnanılmaz değil mi? Şarkıları işkence yöntemi olarak kullanıla şarkıcılar da ayaklanmışlar. 'işkence aracı olmak istemiyoruz' diyerek kampanya başlatan sanatçıları Amerikan ordusunun pekte taktığı söylenemez hala bunun çok 'verimli' bir yöntem olduğunu düşünmekte ısrarcılarmış. En çok kullanılan işkence şarkıları da şöyle:

. Bruce Springsteen - Born in the USA
. David Gray - Babylon
. Queen - We are the Champions
. Don McLean - American Pie
. Bee Gees - Stayin' Alive
. AC/DC - Hells Bells
. Britney Spears - Baby One More Time
. Christina Aguilera - Dirty
. Susam Sokağı müzikleri
. Barney & Friens'in dizi müzikleri

Bana enteresan geldi, bu şarkıların çoğunu severim nasıl işkence yöntemi olur aklım ermedi, hıııımmm ama ülkemizden örnek isterseniz 5dk bile dinleseniz işkence etkisi yaratacak pek çok şarkı söyleyebilirim size!

Yepyeni bir yıl, 2009...


2008 hayatımın dönüm noktası oldu, harika bir yıldı benim için. Sevdiğim insanla hayatımızı birleştirdik. O kadar hızlı ve o kadar güzel geçtiki gerçekten geçen yılbaşına sanki dünmüş gibi bakıyorum. 2009 da ayrı bir heyecanlandırıyor beni, yeni evimizde yeni hayatımızda yepyeni kocaman 1 yıl, yepyeni güzel yılların başlangıcı...

2005i 2006ya bağlayan yılbaşı benim için en özeliydi bir dilek tuttum sabah gözlerimi açtığımda gerçekleşmişti. Ne kadar da şanslıydım o yılbaşından sonra tüm yılbaşı gecelerim bir o kadar anlamlı geçti.

2009da yapmak istediğim bir sürü şey var. Her yıl olduğu gibi bu yılda yapılacaklar listemi bitirmek üzereyim, 2010 yılbaşına geldiğimde hangisinin üzerini çizmiş olacağım merakla bekliyorum. Sanada yazacağım merak etme sevgili blogum, yazacağım ki sende şahit ol:)

11 Aralık 2008 Perşembe

Evde Olmak!

Eşim çalıştığı için evde 2 gündür yalnızım. Aslında evde oturmayı pek sevmezdim, evdeki işlerimi hallettikten sonra atardım dışarı eskiden kendimi. Dün ve bugün anladım ki değişmişim, dışarı adım atmak istemiyorum evi toparladıktan sonra kahve, laptop, tv ve kitap dörtlüsü arasında miskin miskin zaman geçirmek evde yapmayı bilmediğim tadını yeni yeni keşfettiğim süper aksiyonlarmış. Yarın bitiyor bu miskinlik, iş başı. Güzel bir bayram tatiliydi çok güzel dinlendim, sevdiklerimle zaman geçirdim, uzun zamandır yapamadığım bir şey kendimle bol bol zaman geçirdim, özlemişim hepsini.

10 Aralık 2008 Çarşamba

Ugg Botlar...

İlk gördüğümde pek bir sevimsiz gelmişti. Açıkçası nasıl giyilir bu çizmeler diye düşünmedim değil ama zaman geçtikçe pek bir sevimli gelmeye başladı. Evet ugg lardan bahsediyorum. Çok güzel kombinasyonlar yapıyorlar en kısa zamanda bende bir tane edineceğim.
Eşofmanla, etekle, blue jeanle herşeyle uyuyor, bu kadar da güzel durabileceklerini düşünmemiştim hiç. Ayrıca çokta sıcak tutuyormuş.

Oprah'ın 2007 yılı için seçtiği 20 favori eşya arasında "tığ işi" ugg botları da geliyormuş.



Hangisinden alsam acaba? Renklilerinden mi yoksa kahverengi mi, ya da örgülü olanlardan mı? karar vermek zor gerçekten :)

7 Aralık 2008 Pazar

Bayram mi yoksa kaçamak mı?


Zaman zaman bende bu ikilemi yaşıyorum içimde. Deliler gibi çalışıyorum çok yoruluyorum ufak bir tatil hakkım şu bayram tatillerinde kaçsak biryerlere diyorum sonra vicdanım, duygularım başlıyor isyana. Kaç bayram daha geçireceksin sevdiklerinle, ailenle diyor iç sesim.. Kaç kere daha sevindirecekin onları, kaç kere daha hazırlıklar yapacaklar, kaç defa daha bayram kahvaltılarının eşsiz mutluluğunu yaşayacaklar çocuklarının varlığı ile neşelenen o sofralarda...

Çocukluğumda bayramları pek sevmezdim, gitmek istemeyip zorla götürüldüğümüz bayramdan bayrama gördüğümüz adını bile zaman zaman unuttuğum akraba ziyaretleri yüzünden. Kardeşimle her bayram bunun kavgasını ederdik babamla.

Zaman ilerledikçe bayram biraz daha anlamlaşmaya başladı özellikle ailemden ayrı yaşamaya başladığım zamanlarda bayram olsa da görsem sevdiklerimi diye bekler oldum o güzel günleri.. Onların o mutluluğunu görmek, bayram sofralarında saatler geçirmek, hayatlarını kaybeden aile büyüklerini anmak, eskilerden bahsetmek hatta anneannemin her seferinde aynı hikayeleri anlatmasını dinlemek mutluluk, huzur vermeye başladı.

Ve yine bir bayram, yine hazırlık içerisindeyiz bu tatili kaçamak olarak değil sevdiklerimizle geçirmek için... Herkese sevdikleyile birlikte mutlu bayramlar:)

4 Aralık 2008 Perşembe

Tadını çıkarsana Katie!

Katie Holmes'dan bahsediyorum, Dowson's Creek zamanından beri takip ederim kendisini, saf bir yüzü neşeli bakışları, giydiği kıyafetler, saçı başı hoşuma gider hep..

Şimdilerde büyük bir değişim içinde hem dış görünüşü hem de yaşamı. Bilindiği gibi Tom Cruise ile evliliğinden bir bebekleri gariplikler içinde bir hayatları var.

Gariplikler konusuna geleceğim ancak Amerikan Forbes dergisinin yaptığı bir araştırmada çiftin kızları Suri dünyanın en güçlü çocukları listesinin başında geliyor! Ayrıca Forbes'in bu listeyi ünlü çocuklarının internetteki en çok tıklanma oranı, dergi ve gazete ve televizyonlarda yer alma sayısına, kamuoyunun ne kadar ilgisini ne kadar çektiği değerlendirmelerine göre belirlediği belirtildi. Ne kadar enteresan değil mi sanal ortamda en çok aranan tıklanan hakkında bilgi edinilmek istenen çocuk! Şans mı şanssızlık mı pekte emin olamadım!

Şimdi gelelim gariplikler kısmına: Katie, Tom Cruise ile birlikte olmaya başladıktan sonra yakışıklı aktörün üyesi olduğu Scientology Tarikat'ının kurallarına göre yaşıyormuş. Kızını bu tarikatın geleneklerine bağlı kalarak `sessiz doğum` yöntemiyle dünyaya getiren Holmes, onu yine bu kuralların ışığı altında yetiştiriyor. Sessiz doğum dedikleri şey çığlıksız ağrı kesici olmadan sessizce yaptırılan evde doğum şekliymiş inanılmaz değil mi gariplikleri bununla da bitmiyor Katie tarikatın kuralları gereği manikürü bırakmış, kalın kıyafetler giyerek zayıf kalmaya çalışıyormuş.

Ne kadar garip değil mi? Bir erkek bir kadının hayatını nasıl da değiştirebiliyor. Saçları, kıyafetleri, yaşam tarzı hatta inancında bile etki yaratabiliyorlar. Garip değil mi?

Hayranları geçtiğimiz günlerde Katie'yi tarikattan kurtarın protestosu düzenledier. Davranışlarında ve yaşam tarzlarında gariplikler sergileyen Holmes için hayranları da endişeli. Geçtiğimiz günlerde kızları Suri'yi soğuk havada incecik yazlık elbiselerle dolaştırdıkları için basın tarafından da bombardımana tutuldular..

Ünlülerin bazıları gerçekten bir garip harika bir güzelliğin, harcayamadığın kadar çok paran, yakışıklı bir kocan, tatlı mı tatlı bir çocuğun varken bu garipliklere ne gerek var Katie:)?? Son zamanlarda yüzünde gülmez oldu. Keyfini çıkarsana! :)))))