18 Ocak 2010 Pazartesi

Eskiden kar yağardı

Eskiden kar yağardı, yatağımın yanındaki perdeyi aralık bırakır sokak lambasının altından gelin gibi süzülen kar tanelerini izleyerek uykuya dalardım. Dışarı çıktığımda içimi beyaz huzur kaplardı, hele yürümek, kimsenin basmadığı yerlere ilk basan olmak sonra dönüp bakmak ayak izlerine.. En güzeli de çocukken kar yağdığında ailece dışarı çıkılan ve kar keyfinin yaşandığı gecelerdi hafızamda kalan, bir çocuk için nasıl mutlu nasıl huzurlu nasıl güzel anlardır anneyle babayla oynanan o güzel zamanlar, karla yoğrulan bu mutluluk bir yetişkinin hafızasındaki en güzel çocukluk anılarını süsler bence, en azından benimkini süslüyor..

Ama şimdiki İstanbul çocuklarının böyle anıları olamayacak maalesef, uzun zamandır böyle güzel bir kar yağmadı, bende o günleri bu güzel fotoğraflarla canlı tutmaya çalışıyorum hafızamda.






16 Ocak 2010 Cumartesi

Tedx Reset ve Faydalı İnsan Olmak


Geçtiğimiz hafta perşembe günü çok güzel bir etkinliğe katıldım. Tedx Reset. Uzun zamandır üzerinde düşündüğüm kişisel gelişimimle ilgili pek çok noktayı gün içinde tekrar tekrar yüzüme vurdu. Kısaca TED organizasyonundan bahsetmem gerekirse, TED hangi alanda çalışırsa çalışsın dünyanın en iyi düşünürlerini ve icracılarını bir araya getirmeye çalışan bir organizasyon olarak tanımlayabilirim. Dünya çapında ünlenmiş bu organizasyonun Türkiye ayağı TEdx Reset 14 Ocak'ta Boğaziçi Üniversitesinde yapıldı ve bende işlerimi ayarlayıp heyecanla katıldım.

Uzun zamandır üzerinde düşündüğüm 'faydalı insan olmak' konseptini bizzat yakalamış ve uygulamış konuşmacıların birbirinden farklı hikayelerini, hayata kattıklarını ve hayattan aldıklarını dinlerken kendimi sorgulayıp durdum.

Neydi benim hayata faydam? Bu kadar çalışıp didinmenin sonucunda işimi iyi ve dürüst bir şekilde yapmaya çalışmanın verdiği manevi huzur dışında neydi beni daha mutlu edecek, bir insanın hayatını daha iyi yaşamasını sağlayacak bana daha da büyük manevi huzur verecek işte bu da benim hayata faydam diyebileceğim şey ne acaba? Bugünlerde onu bulmanın peşindeyim:)

30 Aralık 2009 Çarşamba

Gel bakalım 2010


Gel bakalım 2010 ama mutlulukla, sağlıkla, huzurla ve sevgiyle gel.. Üzme bizleri, üzsende sevindir, hasta etme, iyileştir, sevdiklerimizden ayırma, ağlattığından daha çok güldür. Açtık kollarımızı sana...

15 Aralık 2009 Salı

Hep şikayet, hep şikayet!


Bazı insanları anlayamıyorum. Sanki şikayet ederek gelmişler dünyaya, hiç birşeyi beğenmezler hiçbirşeyden mutlu olmazlar sürekli oflar sürekli poflar dayanamıyorum gerçekten. Etrafımda o kadar çok varki, o kadar çok şeye sahip oldukları halde hiçbirinin değerini bilmeden nasılda saçmalıyorlar dışarıdan kendilerini görmelerini isterdim bir an için..

Bir şikayet kutusu yapayım diyorum, girişe koyarım herkes içini oraya döksün dile getirmesin öfleyip pöflemesin. Neyse , daralttılar beni yine..

4 Aralık 2009 Cuma

Sensiz Geçen Bir Yıl Daha...

Bugünkü gibi puslu , kasvetli bir 3 aralık günüydü seni kaybettiğimi öğrendiğimde. Duyar duymaz yanına geldiğimde çok geçti göremedim seni son kez. Oysa takım elbisenle girmiştin hasteneye dim dik, dün gibi hatırlıyorum, rutin bir kontrol nasıl oldu da ölümle sonuçlandı hiç bir zaman öğrenemedik biz. Yoğun bakımda kaldığın 15 gün boyunca nerdeyse hergün geldim yanına, seni o şekilde yatarken hiç görmek istemedim, aklımda hep sağlıklı günlerindeki halin kalsın istedim ama dayanamadım seni görmemeye. Doktorlar sevdiğin şeyleri hatırlatabilirsek beyin fonksiyonlarının canlanabileceğini söylediğinde nasılda sevinmiştim sana hergün müzeyyen senarları, zeki mürenleri dinletirdik belki hatırlarsın, gözlerimize tekrar bakarsın diye ama sen, seni ne kadar sevdiğimizi anlattığımız bant kayıtlarına bile kayıtsız kaldın büyükbabacağım ve yoğun bakımda kaldığın 15 günün sonunda bırakıp gittin bizi. Direnmiyor demişti doktor, savaşmıyor pes etmiş işte ben bunu sana hiç yakıştıramamıştım, çocukluğundan beri hep mücadele eden ve kazanan büyükbabama hiç yakıştıramamıştım ama şimdi biliyorum gerçeken de pes edecek kadar çokmuş sıkıntın..

Ben seni bir an bile aklımdan çıkarmıyorum büyükbabacağım hala hep benimlesin, senin bana öğrettiklerin, anlattıkların, verdiğin hayat dersleri hala benim yolumu aydınlatıyor ve sana söz veriyorum bir gün çocuğum olursa onunda yolunu aydınlatmasını sağlayacağım. Ben hala türk kahvesini seninle birlikte içiyorum 'haydi yap şu güzel kahvenden' dediğini düşünerek hala türk sanat müziğini seni beynime kazımak yaşadığımız o güzel anıları hep beynimde canlı tutmak için dinliyorum hala adapazarına her gittiğimde mezarına gelip seni ziyaret edemesemde o güzel günlerimizi canlandıracak hatıralarımızı tekrar yaşatıyorum beynimde, ben hala çok sıkıntılı olduğum, çıkmaza girdiğim günlerin gecesinde seni rüyamda görüp rahatlıyorum, hala nergisleri senin için alıyorum her kokladığımda senin kokunu duymak için hala seni her gün daha fazla seviyorum hiç gitmemişsin gibi...

Nur içinde yat büyükbabacağım inanıyorum ki her nekadar her anımda yanımda olsan da fiziksel olarakta tekrar bir araya geleceğiz işte o zaman sadece güzel şeyleri paylaşacağız. Toprağın bol olsun seni hiç unutmayacağım...

22 Kasım 2009 Pazar

Galiba oldu...

Birşeyi çok istersiniz ya deli gibi... Bir olsa dersiniz, o günü beklersiniz hiç gelmeyecek gibi ve hiç beklemediğiniz bir anda büyük gün gelir çatar ve inanamazsınız, gerçek midir rüya mıdır anlayamazsınız, boşluğa takılır kalırsınız..

İşte öyle bir gün bugün bizim için sevgili eşimle. Hayalini kurduğumuz, uğruna sıkıntıya girdiğimiz o çok istediğimiz şeye sahip olduk sayılır, kesinleşmeden söylemiyorum burdan ama az kaldı:)

11 Kasım 2009 Çarşamba

Yoruldum

Bu ülkede yaşayan mutlu azınlıktan biriyim aslında şikayet etmek istemiyorum ama bazen çok yorulduğumu hissediyorum, herşeye yetişme çabası, herşeyi en iyi şekilde yapmaya çalışma ve birde üzerine aşırı hassasiyet eklenince kendimi uzuuuuunnn bir maratona çıkmış gibi hissediyorum sanki hiç bitmeyecek gibi...

Üniversite sınavına hazırlanırken okuldan çıkınca dersanedeki etütlere gider, haftasonları dersaneden çıkınca da özel ders için yola koyulur sabahın bir körü kalkar, gecenin bir yarısı yatardım ama hep bilirdim sınavı kazanırsam bitecekti bu sıkıntı evet sıkıntı bitti üniversite de bitti ama şimdi daha büyük marotana başladım, level atladım:) Evet iş hayatından bahsediyorum, görüyorum ki lisedeyken koştuğum pist şimdi koşmaya çalıştığımın yanında evimizin arka bahçesi kadar kalıyor. İşin kötüsü lisedeyken koştuğum pistin sonu belliydi şimdikinin ne sonu ne bucağı hiçbirşeyi belli değil.. Koşuyorum ama ne için ve ne kadar belli değil. Diğer yandan da biliyorum bugün biri bana çalışma dese kattiyen evde oturamam (allah mecbur bırakmasın!).

Eskiden öğretmen ol kafanı dinle maaşını bil tatilini bil derlerdi de burun kıvırırdım şimdi keşke diyorum, keşke daha az yıpranacağım, daha az yorulacağım gece eve ulaşacağım saati bileceğim, başımı yastığa koyduğumda düşünmeyeceğim bir iş seçseydim de bu dört duvar arasında hayatın elimin altından kayıp gittiği hissiyatına kapılmasaydım...

Ama kimbilir belki o zamanda başka şeyler olacaktı keşke dediğimi.. bu kadar yazının altına yine de işimi seviyorum yazsam bu ne çelişki elif dersiniz biliyorum ama bu kadar yorgunluğa strese rağmen içinde bulunduğum ortamı seviyorum, sanırım yaşlanıyorum bennn ya da dengesizleşiyorum ? :)