7 Mayıs 2009 Perşembe

Küçük Bütçelerle Sihirli Sonuçlar Atölyesi

DPID (Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği)tarafından bu yıl 2. si düzenlenen Küçük Bütçelerle Sihirli Sonuçlar Atölyesi çalışmasına bu yılda İnteraktif Pazarlama ile ilgili bildiklerimi nacizane paylaşmak için büyük bir zevkle katıldım. Atölye çalışması yaklaşık 5 hafta sürdü ve çalışmayı Bilgi Üniversitesi Reklamcılık Bölümü 3. sınıf öğrencileri ile birlikte yaptık.


Öncelikle bu tarz bir çalışmanın gerçekten ilgilenen, bilgiye aç öğrenciler tarafından ne kadar faydalı olduğunu görmek ve bu oluşum içinde görev almak, bildiklerimi öğrencilere aktarmak ve sonunda hazırladıkları sunumlarda onlarında anlatıklarımızı öğrendiklerini ve uygulamaya çalıştıklarını görmek beni inanılmaz mutlu etti.


Diğer yandan Türkiye'de ki eğitimde fırsat eşitsizliği! ve eğitimin ne kadar yanlış yapıldığını üniversitede okuduğum zamanlardan çok farklı bir gözle değerlendirme fırsatı buldum bu yıl tekrar. Öğrencileri bu kadar serbest bırakan ve dünyada başarısızlığı kanıtlanmış amerikan eğitim sisteminin neden hala uygulandığını, neden başarılı Avrupa ülkelerinde uygulanan eğitim sistemini kendi ülkemiz üniversitelerinde göremediğimizi gerçekten merak etmiyor değilim. Ayrıca devlet üniversitesinde okuduğum için vakıf üniversitesi kültürünü bu kadar yakından inceleme fırsatım olmamıştı, şahane bir kampüs bakımlı kızlar, otoparktaki son model arabalar zaten kampüse girer girmez gözünüze çarpıyor. Ancak bu atölye çalışması şimdiye kadar önyargılı olduğum vakıf üniversitesi öğrencileri (burslular hariç) ile ilgili kafamdaki tüm düşünceleri alt üst etti. Ailelerinin parasıyla son derece modern ve ellerinin altında bulunan fırsatları değerlendirme zahmetinde bile bulunmadıklarını düşünürdüm hep oysaki bu atölye çalışmasında gözlemlediklerim düşüncelerimin tamamen bir önyargıdan ibaret olduğunu en azından bu öğrencilerin hepsinin de ailelerinin güçlerini arkalarına alarak fırsatları değerlendirmeme gibi bir rahatlıkta olmadığını çok net gördüğümü söyleyebilirim, yaklaşık 1 aydır birlikte olduğumuz bu öğrencilerin gözlerindeki ışıltı, öğrenme azim ve istekleri, hırsları ve hayata bakışları beni gerçekten olumlu yönde etkiledi ve şaşırttı.






Olumsuz olan tek şey yaşlandığımı farketmem oldu 91li, 92li öğrencilerle bir arada olmak ve onların 'hocam' diye seslenmelerini üstüme almamam, yaşımın ilerlediği gerçeğiyle karşı karşıya bıraktı beni ilk defa. Ama olsun böyle faydalı işler yapabildiğim sürece yaşımın ilerliyor olması pekte umrumda değil açıkçası

Umarım önümüzdeki sene tekrarı organize edilir. Bende seve seve tekrar katılırım.

5 Mayıs 2009 Salı

I'm happy!!!


Nick Vujicic, Inspirational - Celebrity bloopers here

Geçtiğimiz günlerde hastanede fazlaca zaman geçirdim, vücudumda aniden ortaya çıkan bir rahatsızlıktan dolayı gittiğim hastanede bir kaç kötü gün sonunda aslında korktuğum, endişelendiğim şeyin şimdilik başıma gelmediğini ancak kontrol altında olmam gerektiğini öğrendiğimden beri biraz huzursuzum. Tetkiklerimi bir kaç hafta sonra tekrar yaptıracağım ama bu süreçte ben kendimi biliyorum kafamda olumsuz düşünceler, tilkiler dolanmaya devam edecek. İşte tam bu ruh hali içindeyken iş arkadaşım Duygu bu videoyu paylaştı, göz yaşları içinde izlerken diğer yandan da yaşanan endişelerin, üzüntülerin bazen ne kadar anlamsız olduğunu bir kez daha anlamamı sağladı bu video, kendisine burdan teşekkür ediyorum.

Gerçekten de öyle değilmi yaşadığımız endişeler, korkular, sızlanmalar, isyanlar bazen gerçekten anlamsız kalmıyor mu diğer insanların yaşadığı şansızlıklar, zorluklar ve hayatın acımasızlığı karşısında?

Bakalım siz ne hissedeceksiniz bu videoyu izledikten sonra?

Boyu boyuna...

Bazen böylede güzel denk geliyorlar işte, yakışıklı erkekler güzel kadınlar hayatlarını birleştirsinler ki güzel nesiller devam etsin:) Tom ve Gisele'de geçtiğimiz Nisan ayında evlendiler, MET Costume Institute Gala'da endamların gösteren çift bence muhteşem görünüyor. Gisele en sevdiğim mankenlerden biri, fiziği, saçları, giyim tarzı harika bence. görünüşe göre kendine uygun (görünüşte öyle, içini bilemem ;) )bir eşte bulmuş! Çocuklarını merak etmiyor değilim doğrusu:)




(Tom'un önceki evliliğinden olan oğlu)

Döktürmüş Yine

Uzun zamandır bu kızcağızla ilgili birşey yazmıyordum ama bu resimlerini gördükten sonra tutamadım kendimi. Nasılda güzel yakışmış bu renk, şahane olmuş bence. New York'ta yapılan MET Costume Institute Gala'da giydiği bu muhteşem Versace elbisesine bayıldım gerçekten. 21 yaşında olmasına ayrıca sinir olduğum Blake için söylenecek çokta söz yok sanki...



27 Nisan 2009 Pazartesi

Mischa ve Saçları

Bende saçlarımda değişiklik yapmak istiyorum, nasıl yapayım? Ne renk olsun diye nette dolanırken Mischa'nın da saçlarındaki değişiklik dikkatimi çekti. Ben beğenmedim sizce nasıl olmuş?

20 Nisan 2009 Pazartesi

İyiki Doğmuşum :)



Bir 20 Nisan daha geldi çattı. Güzel bir Nisan günü gelmeye karar vermişim 1980de, annemle babamın evlilik yıldönümlerinde. Şahane bir bahar günü yağmurların sel götürdüğü, şimşeklerin çaktığı bir güne dönüşmüş ben doğarken, o yüzden bir süre acaba Yağmur'mu koysak diye düşünmüş ailem ismimi.

Geriye dönüp geçen 29 yıla baktığımda güzel bir çocukluk geçirdiğimi söyleyebilirim, bisiklete de bindim, misket de oynadım. Sokakta oynamının keyfini sonundan yakalayan nesil olarak şanslıydım. Ailem mutlu bir çocuk olmam için ellerinden geleni yaptılar. İlkokul dönemim pekte iyi geçmiş sayılmaz mutlu bir öğrenci olmadım hiç ama ortaokul, lise ve üniversite de yıldızım parladı.

99 depremiyle birlikte yepyeni bir hayat kurmak için Adapazarı'ndan İstanbul'a gelmeye hazırlandığımız dönemde, İstanbul'da bir okul kazanmanın mutluluğunu da yaşadım. Evet artık çocukluğumdan beri yaşamanın hayalini kurduğum İstanbul artık benim de evimdi. Her ne kadar kaybettiklerimizin acısını geri de bırakamasakta güzel başladı İstanbul maceram, okurken çalışmaya başladığım şirkette 4 yıla yakın değişik değişik pozisyonlarda çalıştım, pekte güzel geçen bir iş hayatı sayılmazdı ama ben biliyordum başlangıçlar hep sancılı olurdu ve bu benim kariyerimde ilkti, burda tutunmayı beceremezsem ailemin yanına dönmem ve hiçte istemediğim Adapazarı hayatını yaşamaya başlamam anlamına geliyordu ki İstanbul'da yaşadığım zorluklara rağmen, Adapazarı'na dönme ihtimali benim İstanbul'a bağlanmamın en güçlü motivasyonuydu, çocukluğumdan beri hayalini kurduğumu bu şehirden ilk zorlanmamda vazgeçemezdim. Aslında yapmak istediğim mesleğin o zamanlar yaptığım işler olmadığına karar vermek için uzun bir dönemdi ama sonunda kararımı vermiştim ve işimi değiştirecektim ama ne yapabilirdim? Mesleğimden uzak değişik maceralara atılmaya karar verdim yaklaşık 2 yıllık bir süreç hüsran ile bitti, gerçekten yorulduğumu ve pes ettiğimi düşünmeye başladığım bir dönemde şu anda çalıştığım şirket ile yollarımız birleşti 4 yıla yaklaştık birlikte.

Nerdeyse 5 yıla yakın çektiğim o sıkıntı yerine zevkli bir çalışma dönemine bıraktı, yeni işle birlikte nerdeyse aynı zamanlarda bundan sonra hayatımı yaşayacağım, yol arkadaşımla da tanıştım, hayatımdaki tüm olumsuzluklar yerlerini güzel şeylere bırakmaya başlamıştı. Tanıştıktan yaklaşık 2,5 yıl sonra evlenmeye karar verdik ve yaklaşık 9 ay önce hayatımızı tamamen birleştirdik, 2008in 26 Temmuz'un da çok sıcak ama yağmurlu bir yaz gününde evlendik. Eksik olan yarım da tamamlanmıştı artık, şimdi el ele verip hem kendimize hem de olması muhtemel çocuklarımıza iyi bir hayat yaşatmak için mücadelemize başladık. Mutluluğu, mutsuzluğu, hüznü, neşeyi... Hayata dair herşeyi en sevdiğinle paylaşmanın huzurunu, mutluluğunu yaşıyoruz bu günlerde birlikte.

Geçen 29 yılın kısa bir özeti. Geriye baktığımda iyiki doğmuşum demek için çokça debebim var. Sevdiklerimin yüzüne zaman zaman söylemeyi atladığım şeyleri burdan yazmak istedim önce.

İyiki doğmuşum ve sizlerin kızı olmuşum canım annem babam, İyiki doğmuşum yoksa gerçek bir kız kardeş sevgisi ne demek hiç bilmeyecektim canım kardeşim, İyiki doğmuşum da anneanne, büyükbaba, dede, babaanne ne demek sizinle öğrenmişim canım büyüklerim, İyiki doğmuşum teyze, hala, amca, dayı, yenge tüm akrabalık duygularımı sizinle yaşamışım en güzelinden, iyiki doğmuşum hayatımdaki sevgili dostlarımı, iş arkadaşlarımı, patronlarımı tanımışım ve iyiki doğmuşum canım eşim sevgili hayat arkadaşım, iyiki doğmuşum da seni tanımışım, seninle birlikte bir ailem bir annem, bir babam daha olmuş ve bunun mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz, iyiki doğmuşum evet iyiki doğmuşum... :)

15 Nisan 2009 Çarşamba

Paris'te Twitterlandı.

Son zamanların gözde sosyal mecralarından twitterla ilgili her gün değişik değişik haberleri okuyor, öğreniyoruz. Bilmeyenler için twitter aslında hayatın altyazısı gibi bişey, bir nevi facebooktaki kişisel ileti bölümü gibi, arkadaşlarınızın o an nerde ne yaptıklarını takip edebildiğiniz, İsterseniz kendinizle ilgili de o an ne yaptığınız nerde olduğunuz ya d aherhangi bir konuyla ilgili çok uzun olmayan bir kaç cümlelik girişleri yapabildiğiniz mini blog sitesi tadında yepyeni bir mecra.

Paris Hilton'da twitter üyelerinden biri. Erkek arkadaşıyla Amstardamda yemek yiyen sevgili Paris bakın twitterına neler yazmış.

“Hey Everyone! Greetings from Europe, just checking in. On a romantic trip with my boyfriend, its [sic] so beautiful her [sic]. We fly to London tomorrow, so excited, I ca’t [sic] wait! I’ve been asked a lot recently abut Twitter and supposably [sic] there are A LOT of fakes. So just to let everyone no [sic], My real name on Twitter is BabyGirlParis. Have a great day. xoxo Paris.”