Birşeyi çok istersiniz ya deli gibi... Bir olsa dersiniz, o günü beklersiniz hiç gelmeyecek gibi ve hiç beklemediğiniz bir anda büyük gün gelir çatar ve inanamazsınız, gerçek midir rüya mıdır anlayamazsınız, boşluğa takılır kalırsınız..
İşte öyle bir gün bugün bizim için sevgili eşimle. Hayalini kurduğumuz, uğruna sıkıntıya girdiğimiz o çok istediğimiz şeye sahip olduk sayılır, kesinleşmeden söylemiyorum burdan ama az kaldı:)
22 Kasım 2009 Pazar
11 Kasım 2009 Çarşamba
Yoruldum
Bu ülkede yaşayan mutlu azınlıktan biriyim aslında şikayet etmek istemiyorum ama bazen çok yorulduğumu hissediyorum, herşeye yetişme çabası, herşeyi en iyi şekilde yapmaya çalışma ve birde üzerine aşırı hassasiyet eklenince kendimi uzuuuuunnn bir maratona çıkmış gibi hissediyorum sanki hiç bitmeyecek gibi...
Üniversite sınavına hazırlanırken okuldan çıkınca dersanedeki etütlere gider, haftasonları dersaneden çıkınca da özel ders için yola koyulur sabahın bir körü kalkar, gecenin bir yarısı yatardım ama hep bilirdim sınavı kazanırsam bitecekti bu sıkıntı evet sıkıntı bitti üniversite de bitti ama şimdi daha büyük marotana başladım, level atladım:) Evet iş hayatından bahsediyorum, görüyorum ki lisedeyken koştuğum pist şimdi koşmaya çalıştığımın yanında evimizin arka bahçesi kadar kalıyor. İşin kötüsü lisedeyken koştuğum pistin sonu belliydi şimdikinin ne sonu ne bucağı hiçbirşeyi belli değil.. Koşuyorum ama ne için ve ne kadar belli değil. Diğer yandan da biliyorum bugün biri bana çalışma dese kattiyen evde oturamam (allah mecbur bırakmasın!).
Eskiden öğretmen ol kafanı dinle maaşını bil tatilini bil derlerdi de burun kıvırırdım şimdi keşke diyorum, keşke daha az yıpranacağım, daha az yorulacağım gece eve ulaşacağım saati bileceğim, başımı yastığa koyduğumda düşünmeyeceğim bir iş seçseydim de bu dört duvar arasında hayatın elimin altından kayıp gittiği hissiyatına kapılmasaydım...
Ama kimbilir belki o zamanda başka şeyler olacaktı keşke dediğimi.. bu kadar yazının altına yine de işimi seviyorum yazsam bu ne çelişki elif dersiniz biliyorum ama bu kadar yorgunluğa strese rağmen içinde bulunduğum ortamı seviyorum, sanırım yaşlanıyorum bennn ya da dengesizleşiyorum ? :)
Üniversite sınavına hazırlanırken okuldan çıkınca dersanedeki etütlere gider, haftasonları dersaneden çıkınca da özel ders için yola koyulur sabahın bir körü kalkar, gecenin bir yarısı yatardım ama hep bilirdim sınavı kazanırsam bitecekti bu sıkıntı evet sıkıntı bitti üniversite de bitti ama şimdi daha büyük marotana başladım, level atladım:) Evet iş hayatından bahsediyorum, görüyorum ki lisedeyken koştuğum pist şimdi koşmaya çalıştığımın yanında evimizin arka bahçesi kadar kalıyor. İşin kötüsü lisedeyken koştuğum pistin sonu belliydi şimdikinin ne sonu ne bucağı hiçbirşeyi belli değil.. Koşuyorum ama ne için ve ne kadar belli değil. Diğer yandan da biliyorum bugün biri bana çalışma dese kattiyen evde oturamam (allah mecbur bırakmasın!).
Eskiden öğretmen ol kafanı dinle maaşını bil tatilini bil derlerdi de burun kıvırırdım şimdi keşke diyorum, keşke daha az yıpranacağım, daha az yorulacağım gece eve ulaşacağım saati bileceğim, başımı yastığa koyduğumda düşünmeyeceğim bir iş seçseydim de bu dört duvar arasında hayatın elimin altından kayıp gittiği hissiyatına kapılmasaydım...
Ama kimbilir belki o zamanda başka şeyler olacaktı keşke dediğimi.. bu kadar yazının altına yine de işimi seviyorum yazsam bu ne çelişki elif dersiniz biliyorum ama bu kadar yorgunluğa strese rağmen içinde bulunduğum ortamı seviyorum, sanırım yaşlanıyorum bennn ya da dengesizleşiyorum ? :)
25 Ekim 2009 Pazar
Sıkıcı Pazarlar...

Pazar günlerinden nefret ediyorum, çocukluğumdan beri bu böyle, benim sendrom günüm kesinlikle pazartesi değil, sendrom günüm sıkıcı pazarlar. pazar gününü evde geçirmek istemiyorum genelde çünkü evde yalnız olmayı sevmiyorum, eşim öğleden sonraları çalıştığı içinde mecburen yalnız kalıyorum ve kendimi evde oyalamayı beceremiyorum bir türlü.
Bayılıyorum evde canı sıkılmayan kendine meşgale bulan insanlara, ben hiç yapamıyorum. Şimdi de öyle bir pazar işte. Tv mi izlesem, kitap mı okusam, gazetelere mi dalsam, mutfak ta mı oyalansam ben ne yapsam, zaten bu saate kadar hepsini yaptım :( puffff, bir sıkıcı pazar daha...
10 Eylül 2009 Perşembe
Bir tuhaflık var bende bu günlerde...
Bir garibim bu günlerde... Havadan mıdır sudan mıdır bilmiyorum, çok uçlarda yaşıyorum duygularımı ya çok sinirleniyorum, ya çok üzülüyorum ya da birden çok mutlu oluyorum ama saatler sonra tam tersi olabileceğim hızda değişiyorum.
Sanki kendimi ifade edemiyorum ben bugünlerde eşim, ailem, arkadaşlarım hatta patronlarım herkes için aynı şeyi düşünüyorum. Hani rüya görürsünüz, rüya da hareket etmek istersiniz edemezsiniz birşey sizi engeller ya da birşey yapmak istersiniz yapamazsınız sizi kimse görmez ya da.. Böyle işte kelimenin tam anlamıyla kimse anlamıyor sanki bugünlerde beni ya da ben anlatamıyorum ikisinden biri işte..
Tuhaf hem de çok tuhaf!
Sanki kendimi ifade edemiyorum ben bugünlerde eşim, ailem, arkadaşlarım hatta patronlarım herkes için aynı şeyi düşünüyorum. Hani rüya görürsünüz, rüya da hareket etmek istersiniz edemezsiniz birşey sizi engeller ya da birşey yapmak istersiniz yapamazsınız sizi kimse görmez ya da.. Böyle işte kelimenin tam anlamıyla kimse anlamıyor sanki bugünlerde beni ya da ben anlatamıyorum ikisinden biri işte..
Tuhaf hem de çok tuhaf!
31 Ağustos 2009 Pazartesi
Yaşasın! Geldi Güzel Sonbahar

Nasıl güzel bir sabaha uyandık bugün. Mis gibi yağmur ve toprak kokusunu çektim ciğerlerime. Eylül 1 şanına yakışır bir şekilde geldi aramıza. Hoşgeldin sevgili sonbahar, bilirsin en çok seni severim aralarında.. Yazın şımarıklığının, kışın soğukluğunun yanında ruhuma inceden inceden hakim olan tek mevsimsin sen.
Hüznüne saklanmış neşeni, yazın hareketine karşı tüm hareketsizliğini, içine çekilmeni ve kendini kışa hazırlamanı nasıl özledim bilemezsin...
Hoşgeldin tekrar tekrar:)
26 Ağustos 2009 Çarşamba
Ugg Bu Kış Evlerde
25 Ağustos 2009 Salı
Beylerbeyi...



Pazar gününü kız kardeşimle geçirdim, evlendiğimden beri birlikte zaman geçirmiyorduk, çok iyi oldu. Nereye gidelim diye düşünürken Beylerbeyi geldi aklıma, uzun zamandır gitmemiştim. Özlemişim... Ben resmen kendimi oralara ait hissediyorum bunu her seferinde söylediğimde sevgili eşim gülüyor ama gerçekten öyle. Anadaolu yakasının Kuzguncuk'tan, Kuleli'ye kadar olan kısmında sanki ççoookkk uzun yıllar yaşamışım da güzel anılar bırakmışım gibi mutlu oluyorum her gittiğimde.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
